BİZE NELER OLDU MİA ?

Şirince’ de o her zaman gittiğim pansiyonda, sarmaşıklar altındaki köşemdeyim. Herkesin mavili kapılar önünde kalabalık ve ünü yerleri tercih etmesinden buranın sadece bana kalmasından son derece memnunum doğrusu. Kırmızılı yeşilli renk cümbüşüyle sessizliğin içinde  Mia’nın söylediklerini düşündüm. 

Kendimizi değiştirmemiz mi gerekiyordu? Bana kaderimin bir oyunu mu bu arabeskliğine kapılıp senaryoyu doğru okumayan ve  doğru zamanda yanlış repliği söyleyen biz miydik gerçekten? Kal dememiz gereken ve bunu içimizde bir yerlerde bildiğimiz halde git demek adettendir diye öyle dememiş miydik? Tüm renklerini  al ve başka yerde aç demek gereken yerde o tual seni kötü gösteriyor, aslında renklerin çok güzel dediğimizden olsa gerek odaların hepsi şarap beyazı olmamış mıydı? Mia’ nın anlattığı ve google’un dediğine göre eril ve dişil enerjinin dengesini alt üst ettiğimizden oluyormuş bunların hepsi. Ne bu eril ve dişil enerji derseniz bu evi almalıyım diyen eril, evin bu köşesini rengarenk çiçeklerle donatalım diyen dişil enerji. Uruguay’a gitmeliyim diyen eril, giderken bana o çok yakışan kırmızı elbiseyi giyeyim diyen dişilmiş. Yani yapmalıyım bunu, başarırım diyen, hırslı, kararlı tamamen aklıyla hareket eden eril;  daha anlayışlı, hassas, hisleriyle hareket edense dişil enerjimizmiş. Terminolojisi  yanlış  gelse de erkekler ve kadınlarda ikisisin dengesi sağlanmazsa tüm ilişkilerin – arkadaşlıklar, iş ilişkileri, evlilikler, gönül bağları- sarsılması kaçınılmazmış.

 Güçlü akıllı kadınlar olmak, kendimizi korumak için eril enerjimizi sürekli yenileyen dişil enerjimize sen biraz misafir odasında bizi bekle büyükler konuşacak canım  diyen, hep verici tarafta olmak zorunda kalan bizim sorunumuz bu diyen Mia’ ya da söyledim.. Başka türlüsü nasıl olur bilmiyorum. Herkes karanlıkta yolunu kendi bulmaya çalışırken biraz elini yakar, biraz tökezler, meşaleyi bulunca da çığlıklar atarak sevinir sanıyorum. Çizgi filmin sonunu babaanneden umudu kesen Tweety’ nin Sylvester ile olan mücadelesinden hayat dersi çıkarmayın yazmayı unutmuşlar. 

Yardım istemek, bazı şeylerin üstesinden yalnız gelemeyeceğini anlamak ve hatta buna gerek de olmadığını görmek güçsüzlük belirtisi değildir belki de. Kendi özüyle barışık olmak, sevdiklerinin de tabloya dahil olmasını istemek, tablonun  renkleriyle uymayanı başka tabloya daha çok yakışırsın demekten geçiyorsa ya güçlü olmak?

 Deneyelim o zaman Mia, ben misafir odasının kapısını açayım sen ışıkları yak !!! 


Cozutuk Blog sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorumlar

Yorum bırakın