Johan,
Bugün seni görmeyeli yirmi üç günden fazla oldu. Hayatım bu ara düzenli bir kaos içerisinde ilerliyor. Kaosu bile eğip bükmeye düzenli olmaya ikna etmeye çalışmışsın dediğini duyar gibiyim. Henüz ikna edemedim ama elbet edeceğim. İnatçıyımdır bilirsin hatta bazı inatlarım uğruna yıllar harcadım bazısı hayatım bazısı hayalim oldu ve birçoğuyla gurur duyuyorum. Hatta inanır mısın kendi yüreğimde yaptırdığım müzeye koyup yılın böyle zamanlarında ziyarete açacağım.
Dün çok eskilerden bir hayalet çıkageldi. Benim tam delirdiğim zamanlardan bir hayalet, sen oralara çok hâkim değilsin çünkü olması gerektiği gibi kendi hayatın ile çok meşguldün. Sonra da sana buraları anlatmaya biraz utandım. Aslında deliliğim tek sebebi sana, dostlarıma ve kendime yaşadığımı benim de bir hayatım olduğunu ve senin beni bırakıp gittiğin o geceden sonra daha da eğlenceli bir hal aldığını ispat etmek içindi. Ama üstünden zaman geçtikten sonra bir kısmını sen de dahil kimseye anlatamadım.
O hayalet de bana canlı kanlı haliyle o zamanlarımı hatırlattı. İşin garibi sanki o ben değildim bambaşka bir halimdi. Stefan Zweig’ ın Amok Koşucusu kitabını okumuş muydun ? Oradan şöyle bir alıntı not etmişim bir defterime “ Amok mu ? Sanırım hatırlıyorum… Malezyalılarda görülen bir tür sarhoşluk… Bu delilik, bir tür insan kudurması, ölümcül, anlamsız bir saplantının krize dönüşmesi hali, bunu başka hiçbir alkol zehirlenmesiyle kıyaslayamazsınız… Köylerdeki insanlar bir Amok Koşucusunu hiçbir gücün durduramayacağını bilirler..”
Bende de böyle bir delilik hali mevcuttu. Hatta kulağı çınlasın bir gün hiç unutmuyorum çok sevdiğim bir dostum beni karşısına alıp, “Sen kendinin bu halinden memnun musun gerçekten? Bu görüştüğün insanlar, yaptıkların senin için bile fazla. Çılgın olacağım derken kendini mi kaybediyorsun acaba? “ diye bir konuşma yapmıştı da o zaman bunu anlamlandıramamıştım. Ama gerçekten ben değildim. İnat etmiştim en çok ben eğlenecektim, hayatı doyasıya yaşayacaktım.
Dün akşam 2022 yılına ait o anıları konuştukça anladım ki o zamandan bu yana tazıların koşması için sahanın kenarına koydukları tavşan misali hep aynı şey için aynı döngülerde çabalamışım. Kendime ait olmaya, beni kendime taşımayacak bir hayal uğruna bir ispat çabasıyla dönüp durmuşum. Etrafımdaki her şey değişti, arkadaşlarım, ailem, evler, hayatlar ve daha neler ama ben hala aynıyım. Hala aynı dertler uğruna sabahlıyorum, hala aynı şeylerin hayalini kuruyorum. Daha birini gerçekleştirmeden bir başkasına heves ediyorum. Ara ara gelen yorgunluk ataklarının da tek sebebi bu. 2022 yılından bu yana benim yerimde bir Amok koşucusu bile olsa nefessiz kalmıştı ama ben hala ayaktayım. Evet bir gecede kendimi tabuta koydum. Sonra biraz haksızlık ettim ben bu kıza deyip tabuta iki üç delik açtım. Sana da buradan sesleniyorum.
Kazanç kayıp skoru tutacak değilim. Hayat bu ! Yaşadıklarımdan elbette heybeme kalanlar olacak sadece demem o ki kendime dışarıdan bakınca sürekli kendimle mücadele eder halde buluyorum.
Burada olsaydın ben bunları söyledikten sonra beni biraz olsun kendimle barıştırmak için senin deneyimlediğin bir çok şeyi yaşamadan ölen insanlar var, etrafındaki insanlara, dostlarına, ne yaparsan yap seni seven, yanı başında beliren ve senin sevdiklerine bir bak. Bu yol sana zorlu yollardan da olsa bunları getirdi. Her şeyi sayıyla ölçemezsin derdin ve yine haklı çıkardın. Galiba en çok buna şükrediyorum. Yaşadığım her kötü olayda, her cehennemde yanımda hep bir dostum vardı. Bir insanın bu Dünya’ da yalnız olmadığını bilmesi en az Whitney Houston’un sesi kadar güzel biliyorum ama yine de tabutta kalmakta biraz ısrarcıyım.
Sana dürüst olacağım, Dracula gibi bu tabutta yüzyıl saklanmak şuan yeniden kararlar almak ve kim olduğumu hatırlamaktan daha kolay geliyor. Bana son bir iyilik yapıp biraz hatırlatsan keşke! O pencerede saatlerce ne anlatıyordum sana, o delilik halinden önce ben ne için inat ediyordum şu hayatta. Bana bu kadarını borçlusun Johan. Beni hem çok iyi tanıyorsun hem de bana çok yabancısın. Ben Şule Gürbüz gibi evimi yaktım izliyorum, unuttuysan da alevleri takip et. Yeniden akıllı olduğum zamanlarda elinde nergislerle görüşmek dileğiyle .
Sevgiler, Cozutuk

Jean Jacques Henner- La Liseuse (1829-1905 )
Yorum bırakın