Bugün hayatı tartarken kefenin ağır çeken kısmına hep değişenleri eklediğimi ve buna göre değerlendirdiğimi fark ettim. Ne kadar büyüdüm, kaç kitap okudum, saçlarıma düşen aklar, yüzümdeki çizgiler, yeni şarkılar, kalbimin bozuk aritmisi, Sezen Aksu’ ymuşçasına tuttuğum kimler geldi kimler geçti bakkal defterim, daha neler neler.
Sonra durdum tüm bunlar olurken hiç değişmeyenleri ya da diğer türlü izah edeyim her şey olurken yanımda olanları, bende kalanları düşündüm. Ailemi, neşemi, kendimi bildim bileli hayatımda var olan kız kardeşimi, defter renkleri değişse de her yıl hevesle başladığım ama bir yerde kopan günlükleri, on dört yıllık dostlarımı, bir çantanın gizli cebinden çıkan eski mektupları, hep farklı şeyler uğruna sabahlamalarımı, her hafta aldığım çiçekleri, hayatımdaki bilge kadınları, hala denize bakınca sakinleşmemi düşündüm. Değişen her şey elbet bir yol haritasıdır, elbet insana öğretir öğretmiyorsa çıkmaz sokaktır zaten; ama ya insanın yüreğinde, evreninin dışında kalbin hiç değişmeyenleri!
Fırtınalarda alabora olmadıysam atılan o çapa, yolumu kaybettiğimde elimde bir pusula oldu bunların hepsi. Eskiler bir hikâye anlatırdı. Denizde sal ile kaybolan adamın hikayesi. Bir adam denizi biraz olsun keşfedebilmek için bir sal yapmış ve binmiş, nasıl olsa geri dönebilirim diye gittikçe gitmiş ta ki kıyı gözden kaybolana kadar. Ama ne salın denize dayanacak hali ne de adamın denize dair bilgisi varmış. Hikâyenin bundan sonrasını hatırlamıyorum ben galiba nasıl olsa bir yolunu bulur dönerim diye hikayeden kendime ders çıkarmamışım. Çünkü hayatımda hep kıyıdan bir şey oldu. Bazen kıyıdayken yazıp denize gönderdiğim bir şişe, bazen kıyıda beni göremediği için merak edip denize açılan bir dost, bazen deniz nasıl bir yer acaba diye okuduğum satırlar,bazen bir gün kimse yanımda olmazsa diye büyüttüğüm bir yürek. Bunu böbürlenmek için değil hayatımda hep aynı kalanlara bir minnet olarak yazıyorum.
Yıllar geçse de size gülümseyerek bakan bir çift gözün, hayatınızda ne olursa olsun yanınızda olan insanların, huylu huyundan vazgeçmezdeki gurur duyduğunuz o huyun, portakal ağacının, bir inancın, gün sonunda sizi hayata bağlayan o işin, yeniden sarıp sarıp dinlediğiniz şarkıların, her gördüğünüzde içinizi huzurla dolduran manzaraların pamuklara sarıp saklamasını artık çok haklı görüyorum. Ümit ediyorum ki hepimiz büyür ve değişirken zamanın ve kalbimizin ruhuna ayak uydurarak büyür ve bundan hep memnun oluruz. Ama burası Dünya belki bu dilek burası için fazla Polyanna işi. Yine de hepimiz için temennim bu ama olur da bir gün aynadaki yansımamız bize çok yabancı gelirse gerçekte kim olduğumuzu ya da kim olmak istediğimizi bilen insanlar ya da bize bunu hatırlatan şeyler, en azından bu koca denizin ortasında yolumuzu bulacağımız bir çapa olsun.
Her şey olurken yanımızda olan, aynı ve bizle kalan her şeye minnetle.
Sevgiler, Cozutuk

Yorum bırakın