GEÇMİŞTEN BİR SELAM

Çok yorulduğunuzda artık ne ile ne için mücadele ettiğinizi unuttuğunuzda ne yaparsınız ? Ben bu ara kendimi çok yorgun ve hatta amaçsız hissediyorum. Tam bunları düşünürken Pandora’nın kutusunu, eski günlük ve mektupların olduğu o mavi kutuyu, açtım. Evet, geçtiğimiz seneye kadar hala arkadaşlarıma mektup gönderen ve mektup alan o insandım. Böyle zamanlarda eskiden o gücü nasıl buluyormuşum, nasıl biriydim, beni güçlü yapan neydi kısmını hatırlamak biraz olsun iyi gelir diye düşündüm ki yanılmamışım. Mektupların arasında zarfı isimsiz ve ağzı kapalı bir tane mektup buldum ve açınca 2019 yılında Maraş’ tan taşınırken gelecekteki kendime yazdığım bir mektup olduğunu hatırladım. Bu mektubu burada paylaşmak ne kadar doğru bilmiyorum. Belki bu yazıyı hiç paylaşmam ya da birkaç gün sonra silerim ama şuan aranızda benim gibi kendini yorgun, amaçsız ve hüzünlü hisseden varsa bir parça iyi gelir diye buraya bırakıyorum.

31.05.2019 / Kahramanmaraş

“ Sevgili gelecekteki Cozutuk,

Kendine sevgili diye hitap ederek bir mektuba başlamanın yanı sıra kendi tuhaflıklarınla yaşamayı öğrenmen gerek. Bu mektuba ne zaman ihtiyacın olacak bilmiyorum ama umarım şuan hayal ettiklerini gerçekleştirmişsindir. Maraş’ taki evinin mumlu akşamlarının birinde Ezginin Günlüğü eşliğinde yazıyorum bu mektubu. Hayatında çok radikal değişiklikler yapma kararı aldın. Bir aydır istediğin gibi yaşamak için çok mücadele ediyorsun. Kendin gibi hissetmediğin ve artık taşıyamadığın için geride çok şey bıraktın. Ama koruman gereken masumiyetini unutma. Bu masumiyetin görünüşünle, kıyafetlerinle ilgisi yok. Bu kendine olan saygınla alakalı. Hislerine, içgüdülerine sırf birilerine kendini ispat etmek için ihanet etme. Her nerede olursan ol sana doğru yolu gösteren o iç güdülerin olacak. Her zaman onlara kulak ver olur mu ?

Yıllar önce dilek kutuna yazdığın , başka bir şehirde yaşama planın var ya onun için ciddi adımlar attın. İşten ayrıldın, İzmir’ de yeni bir iş buldun. Henüz İzmir’ de bir evin yok ama onu da hallederiz merak etme. Tabiri caizse hayatının altını üstüne getirdin. Ailenin korkularıyla mücadele etmekten çok yoruldun. Kendini, hayallerini, kendini ararken hayatın seni bu noktaya getirdiğini anlattın, anlatmaya çalıştın ama vazgeçmedin. O yüzden şuan her neredeysen lütfen şunu unutma mücadele etmek zorunda kaldığın her şey çok değerli. Eğer yorulduğunu hissediyorsan şöyle derin bir nefes al, yavaşla, sen vazgeçmediğin sürece bir yolu olduğunu bil. Başkasında, başkalarında arama çareleri! Bir inşirah oku, biraz yürü, sevdiğin bir yazarla dertleş, dostlarının sesini duy, annenin şefkatine sığın.

Ailen de seni zamanla anlayacak, korkuları var, seni dışarıdaki dünyadan korumak istiyorlar, yalnız kalma istiyorlar ama sen hep arayacaksın yaşanılır bir hayatı, güzel manzaraları, iç huzurunu…

İzmir şuan senin kaçışın gibi dursa da bir yerde yeni bir hayat kurma mücadelen. Her şey toz pembe olmayacak büyük ihtimalle çok yalnız kalacaksın  ama yeni yerler keşfet. Hayatın içinde olmaktan çekinme. Bas kahkahayı, hareket et, enerjini akbabalara yem etme. Nasıl biri olmak istediğini, nasıl yaşamak ve yaşatmak istediğini unutma.

Çok sev. Umarım çok mutlu olursun

Sevgilerle, Cozutuk “


Cozutuk Blog sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorumlar

Yorum bırakın