Johan’ a Mektuplar- Dünya’nın En Lilası

Johan,

Nehrin kenarındayım. Bu ara sık sık kendimle baş başa kalmak istiyorum. Bu da o anlardan biri.

Okuduğum kitapta “Hayatımızın ilk dönemlerinden bugüne taşıdığımız alacaklarımızı yetişkin insan olarak kurduğumuz ilişkilerden tahsil etme hakkında sahip değiliz “ diyor Engin Gençtan. Zamanında mecburiyetler silsilesinden terk edilmiş bir çocuk olduğum için mi senin ansızın gidişin beni mahvetti yoksa senin beni terk edeceğini bile bile mi dostum olarak seçmiştim emin değilim.

Beni anlıyorsun hatta bazen beni sadece sen anlıyorsun sanıyordum. Belki de öyleydi ya da bu benim hüsnükuruntumdu.

Seni bazen tek bir sebepten özlüyorum. Senin yanındayken, sen varken hayat lilaydı. Hayatımdaki çoğu insan o rengi sevmese de ben aynaya bakınca gülümsüyordum. İnanmazsın bir ara gamzelerim bile çıkmıştı. Olanlar, ihtimaller, gün batımları, ansızın gelişlerin beni Dünya’ nın en lilası yapıyordu. Bununla yetinebilseydim öyle kalacaktı belki de ama ben senden olmadığın bir renk bekledim.

Johan işin kötü yanı sen de bana hiç acımadın. Fırsatını bulduğun ilk anda hayatımdan o renklerin hepsini sildin. Yine de beni iyi bir kalbim olduğuna inandırdın. Bunu bilinçli olarak mı yaptın bilmiyorum ama ben kalbime inancımı yitirmişken sen hep inandın.

“ Senin kalbinle ben ne yapacağımı bilmiyorum ama kimsenin kırmasına izin vermem” demiştin bir keresinde. İyi haber senden çok kimse kıramadı. Kötü haber geriye bir şey kalmadı. Ama tüm suçu sana atmak haksızlık olur ; bunu söylerken o kadar güzel bakıyordun diye tüm kalkanlarımı indirdiğim anda oldu tüm bunlar. Hataydı ama büyümenin başka bir yolu yoktu.

Şimdilerde yetişkin ve liladan çok uzağım. Aramızda şehirler, mesafeler ve daha neler var neler. Kendine iyi bak . Sevgilerle

Cozutuk


Cozutuk Blog sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorumlar

Yorum bırakın